KAELEN DAMETHSIZI
Unvan:III. Skarrgard Kralı
Gözlemci / Kış Kralı
Yaşam:M.S. 1 – M.S. 100
Doğum Yeri:Damethia / Skarrgard
Ölüm Yeri:Damethia Sarayı
Ölüm Nedeni:Yaşlılık
Eğitim:Skarrgard Sarayı (Tarih, Strateji, Diplomasi)
Görev Süresi:M.S. 19 – M.S. 100 (81 Yıl)
Selefi:Eumandarg Damethsizi
Halefi:Skarrgard Devrim Konseyi (SRC)

Kaelen Damethsizi (III. Damethsizi)

Bölüm 1: Mirasın Ağırlığı (M.S. 19 - 37)

M.S. 19 yılının soğuk bir gününde, Damethia'daki Skarrgard Sarayı'nın koridorlarında ağır bir sessizlik hüküm sürüyordu. Krallığı bir devrimle kazanan değil, o devrimi sabırla bir devlete dönüştüren Mimar, Kral Eumandarg Damethsizi, uzun bir hastalıktan sonra hayata gözlerini yummuştu. Tahta, onun tek oğlu olan genç Kaelen geçtiğinde, omuzlarında bir krallıktan daha fazlası vardı: Biri devrimci bir efsane (amcası Skarryion), diğeri bilge bir devlet adamı (babası Eumandarg) olan iki devin mirası.

Kaelen, ne amcası gibi ateşli bir hatip ne de babası gibi tecrübeli bir bürokrattı. O, barış zamanında büyümüş, kitaplarla ve haritalarla eğitilmiş, düşünceli bir gençti. Taç giyme töreninde, gözleri salonu dolduran, devrim savaşının ateşinde dövülmüş, yüzleri yara izleriyle dolu generallere ve komutanlara takıldı. En ön sırada duran, devrimin en büyük askeri kahramanı, İmparatorluğun Kasabı General Denoistos Los Aser'di. Denoistos, genç krala baktığında bir komutan değil, devlet yönetiminden anlamayan "toy bir çocuk" görüyordu. Ve Kaelen, o bakışlardaki şüpheyi iliklerine kadar hissediyordu.

Saltanatının ilk yılları, bu gölgelerle boğuşarak geçti. Aldığı her karar, "Skarryion olsa ne yapardı?" veya "Baban Eumandarg bunu nasıl planlardı?" fısıltılarıyla karşılanıyordu. Kaelen, babasının yolundan giderek krallığı adil yasalar ve sağlam kurumlarla güçlendirmeye çalıştı, ancak devrimin eski kurtları onun sabrını, bir zayıflık olarak görüyordu.

Saltanatının ilk büyük sınavı, M.S. 30 civarında, beklenmedik bir yerden geldi: doğadan. Skarrgard'ın kuzey ormanlarındaki ağaçlar, sert iklim yüzünden çok yavaş büyüyor, bu da halk için ciddi bir yakacak odun kıtlığı yaratıyordu. Kışlar daha ölümcül hale geliyordu. Kaelen, yine babasının yolunu seçerek, diplomasiye başvurdu. O dönemde AserLand'i yöneten reformist Kraliçe Madam Maria Von Cortex'e bir talep göndererek, halkının kışı atlatabilmesi için Aldewood ormanlarından odun kesme izni veya küçük bir toprak kiralanmasını rica etti.

Cevap hiç gelmedi. Kaelen'in mektubu, güneyin karmaşık bürokrasisi içinde kaybolup gitmişti.

Bu sessizlik, saraydaki savaş yanlısı kanadın lideri olan Denoistos için bir fırsattı. Kralın huzuruna çıkarak, "Majesteleri, güneyliler ricalardan anlamaz. Onlar sadece kılıçtan anlar. Halkımız donarken, biz onlardan izin dilenemeyiz. İzin verin, ihtiyacımız olanı alayım." dedi.

Kaelen, bir katliam istemiyordu. Ancak halkının çektiği acı ve Denoistos'un saraydaki ezici ağırlığı altında, sınırlı bir askeri operasyona istemeyerek de olsa onay verdi. Emri netti: Sadece kaynak toplanacak, sivil halka dokunulmayacak ve derhal geri çekilinecekti.

Denoistos, kralının emirlerini Aldewood sınırını geçtiği an unuttu. Bu, bir kaynak toplama operasyonu değil, güneylilere bir ders verme fırsatıydı. Emrindeki askerler, karşılarına çıkan AserLand birliklerini katletti, köylere korku saldı ve hatta kadınlara tecavüz etti. Damethia'ya ulaşan raporlar, Kaelen'i dehşete düşürdü. Bu onun adına yapılmış bir vahşetti. Derhal Denoistos'a, tüm faaliyetleri durdurup geri çekilmesi için tehditkar bir mesaj yolladı. Denoistos, ilk başta kralın bu emrine karşı gelmeyi düşündü ancak yanındaki sadık askerleri, Skarrgard'a bir vatan haini olarak dönemeyeceğini söyleyerek onu ikna etti.

General geri döndü, yakacak odunlar getirilmişti ama bedeli ağır olmuştu. Kaelen, o gün acı bir ders aldı. O, Skarrgard'ın kralıydı ama henüz krallığının en keskin kılıcını, General Denoistos'u tam olarak kontrol edemiyordu. "Toy kral" ilk sınavını vermiş, halkını sıcak tutmuş ama bunu kendi vicdanında derin bir yara açarak başarmıştı. Bu yara, saltanatının geri kalanında vereceği zorlu kararların sadece bir başlangıcıydı.

Bölüm 2: Buz Duvarı (M.S. 37 - 50)

Aldewood krizinin yaraları henüz kabuk bağlamamışken, güneyden gelen haberler Skarrgard'ın üzerine bir karabasan gibi çöktü. M.S. 37 yılında, önce Batı AserLand'de Kral Zykrath Vhalgoroth Aser'in demir yumruğuyla iktidarı ele geçirdiği, ardından Doğu'da Celestine D'Arvell adında gizemli bir liderin Aseria'yı kurduğu haberi Damethia'ya ulaştı. Kaelen, haritasının başına oturduğunda acı gerçeği gördü: Skarrgard artık güneydeki bölünmüş ve zayıf bir komşuya değil, iki yanında yükselen, ideolojileri farklı ama niyetleri aynı derecede tehlikeli olan iki tirana komşuydu.

General Denoistos, Zykrath'ın askeri darbesini "Nihayet güneyde bizim dilimizden anlayan biri!" diye yorumlarken, Kaelen bu yeni düzende bir denge değil, bir mengene tehlikesi seziyordu. Haklı çıkması uzun sürmedi.

Asıl darbe, M.S. 39 yılında, kimsenin beklemediği bir yerden geldi. Aseria'dan gelen tek sayfalık, soğuk bir kararname, Skarrgard ile tüm ekonomik ve diplomatik ilişkilerin tek taraflı olarak kesildiğini bildiriyordu. Bu, bir savaş ilanından daha kötüydü. Bu, Skarrgard'ı yavaş yavaş boğacak bir ölümdü. Krallığın can damarı olan ticaret yolları bir gecede kesildi. Halk, devrimle kazandığı refahın ellerinden kayıp gidişini izlemeye başladı.

Kaelen, bu hamlenin arkasındaki mantığı çözemiyordu. Bu, Zykrath'ın anladığı dilden bir güç gösterisi değildi; bu, soğuk, akıl almaz ve acımasız bir hamleydi. Sonraki on yıl boyunca, Kaelen babasından öğrendiği her diplomatik yolu denedi. Aseria'ya defalarca elçiler gönderdi, mektuplar yazdı, ortak çıkarları hatırlattı. Her seferinde ya sessizlikle ya da anlamsız bürokratik engellerle karşılaştı. Celestine'in ördüğü "Buz Duvarı" aşılmazdı.

Çaresizliği onu, onurunu ayaklar altına alacağı bir hamle yapmaya itti. Arabuluculuk yapması için, amcasının devirdiği hanedanın yeni kralı olan Zykrath'a bir elçi gönderdi. Aserion'dan gelen cevap, Zykrath'ın karakteri kadar net ve zalimdi: "Kuzeyin sorunları kuzeyde kalır." Zykrath, iki rakibinin birbirini tüketmesini keyifle izliyordu.

Krallığı yavaş yavaş erirken, Kaelen'in üzerindeki baskı artıyordu. Denoistos ve diğer generaller, her konsey toplantısında "diplomasinin öldüğünü" ve tek çözümün kılıç olduğunu haykırıyordu. Ancak Kaelen, iki dev arasında sıkışmış küçük krallığının topyekûn bir savaşı kaldıramayacağını biliyordu. Sabırla, diplomaside bir çatlak aradı.

On yıllık bekleyişin sonunda, M.S. 50'de son bir umutla, en tecrübeli diplomatlarından oluşan bir heyeti Aseria sınırına gönderdi. Belki yüz yüze bir görüşme, bu anlamsız duvarı yıkabilirdi. Haftalar sonra Damethia'ya ulaşan haber, bir ret mektubu değildi. Haberi getiren, sınırdan kaçmayı başarmış tek bir muhafızın titreyen sesiydi: Aseria sınır birlikleri, Skarrgard diplomatik heyetini pusuya düşürmüş ve hepsini katletmişti.

O an, Kaelen'in içindeki on yıllık sabır ve diplomasi umudu tuzla buz oldu. Yüzündeki yorgun ifade, yerini daha önce kimsenin görmediği, buz gibi bir öfkeye bıraktı. Buz Duvarı, sadece ticaretini engellemekle kalmamış, şimdi de halkının kanını dökmüştü. Artık Denoistos'un ve generallerinin istediği olmuştu. Konuşma zamanı bitmişti.

Bölüm 3: Kasabın Hamlesi (M.S. 50 - 51)

Diplomatlarının katledildiği haberi Damethia Sarayı'na ulaştığında, on yıllık sabır bir anda tuzla buz oldu. Savaş konseyini toplayan Kral Kaelen'in yüzünde artık ne bir tereddüt ne de bir müzakere arzusu vardı; sadece soğuk bir öfke. "Aseria kanımızı döktü," dedi salonu inleten bir sesle. "Bunun bir bedeli olacak." Yıllardır bu anı bekleyen generaller kılıç kabzalarını sıkarken, en gürültülü onayı veren kişi General Denoistos'tu. Gözleri, bir avın kokusunu almış bir kurt gibi parlıyordu.

Konsey, Aseria sınırına topyekûn bir ordu yığmayı tartışırken, Denoistos öne çıktı. "Majesteleri, öfkenizi anlıyorum. Ama Celestine'in tam da istediği bu olabilir. Büyük bir ordu, Zykrath'ı da Aseria'nın safına çekebilir. Onlara aradıkları bahaneyi vermeyelim." dedi. "Bunun yerine, bana en seçkin birlikleri verin. Sınırdan bir yılan gibi sızayım, diplomatlarımızın kanının döküldüğü topraklara korkuyu taşıyayım ve Celestine'i masaya dizlerinin üzerinde getireyim. Bu bir fetih değil, bir intikam olacak."

Denoistos'un "Gizli İşgal" adını verdiği bu plan, öfkeden gözü dönmüş ama hala stratejik risklerin farkında olan Kaelen'e mantıklı geldi. Topyekûn bir savaştan daha az riskli, daha cerrahi bir hamleydi. Emri verdi. Denoistos, Skarrgard'ın en seçkin askerleriyle birlikte gece karanlığında Aseria'nın kuzey sınırını geçti.

Ancak Denoistos'un aklında ne intikam ne de kralının emirleri vardı. Onun için bu, yıllardır içinde bastırdığı vahşeti serbest bırakma fırsatıydı. Kuzey Ithran'a girdiği an, "Kasap" yeniden uyanmıştı. Birlikleri sadece askeri hedeflere değil, yol üzerindeki kasabalara ve köylere saldırdı. Girdiği her yerde katliam çıkarıyor, çocukları ailelerinden ayırıyor ve kadınlara tecavüz ediyordu. Bu, bir askeri operasyon değil, saf bir terör eylemiydi.

Damethia'ya ulaşan raporlar bir fısıltıyla başladı, sonra bir çığlığa dönüştü. Kaelen, gelen her yeni haberle dehşete düşüyordu. Onayladığı intikam operasyonu, kendi generali tarafından bir canavarlığa dönüştürülmüştü. Denoistos'un artık Skarrgard adına değil, kendi kanlı arzuları adına savaştığını anladı. Bu vahşetin Aseria'yı masaya getirmeyeceğini, aksine tüm kıtayı Skarrgard'a karşı birleştireceğini biliyordu. Krallığı, kendi kahramanının eliyle bir felaketin eşiğine gelmişti.

Kaelen, hayatının en zor kararını verdi. Gizli bir konsey topladı ve acı gerçeği yüzlerine vurdu: Ya Denoistos'u destekleyip kaçınılmaz bir yok oluşla yüzleşeceklerdi ya da devrimin en büyük askeri kahramanını feda edip krallıklarını kurtaracaklardı. Seçimini yaptı. Aseria'ya acil bir mesaj göndererek Denoistos'un kendi emriyle hareket etmediğini bildirdi. Aynı anda, General Denoistos Los Aser'i resmen vatan haini ilan etti ve onu durdurması için arkasından bir Skarrgard birliği yolladı.

Haberler kısa süre sonra geldi. Denoistos, Kuzey Ithran'da pusuya düşürülmüş ve tüm ordusuyla birlikte gizemli bir şekilde yok edilmişti. Kaelen, haberi aldığında ne sevindi ne de üzüldü. Sadece omuzlarındaki devasa yükün kalktığını hissetti. Krallığını kurtarmıştı ama bunu, ulusunun en keskin kılıcını kırarak başarmıştı.

O gün, "toy kral" ölmüştü. Yerine, hayatta kalmak için en büyük kahramanını bile feda edebileceğini öğrenen, sert ve pragmatik bir hükümdar doğmuştu. Artık ne diplomasiye ne de zafere inanıyordu. İnandığı tek bir şey vardı: ayakta kalmak. Ve bu, onu saltanatının geri kalanını geçireceği "Uzun Kış"a hazırlayan son dersti.

Bölüm 4: Uzun Kış (M.S. 51 - 98)

General Denoistos'un külleri henüz Kuzey Ithran'ın ormanlarında soğumamışken, Kral Kaelen Damethsizi, Damethia'daki konseyini topladı. Yüzünde ne öfke ne de yas vardı; sadece buz gibi bir kararlılık. Artık ne babasının diplomasi hayallerine ne de amcasının devrim ateşine yer vardı. O gün Kaelen, Skarrgard'ın yeni ve acı doktrinini ilan etti: Mutlak Tarafsızlık ve Hayatta Kalma.

"Güneyin tiranları kendi zehirlerinde boğulacak," dedi konseye. "Bizim görevimiz onların savaşına katılmak değil, fırtına dindiğinde ayakta kalan tek krallık olmaktır. Sınırlar kapatılacak. Diplomasi bitmiştir. Artık sadece Skarrgard var."

Bu karar, Skarrgard'ı yaklaşık yarım asır sürecek olan "Uzun Kış" dönemine soktu. Kaelen, krallığını güneyin kaosundan koruyan bir kalkan gibi, dış dünyadan tamamen izole etti. Celestine'in ambargosu devam ediyordu ama artık bir ceza değil, bir yaşam biçimiydi. Skarrgard halkı, bu izolasyon altında hayatta kalma sanatında ustalaştı. Kıt kaynakları paylaşmayı, kuzeyin acımasız topraklarından en verimli şekilde faydalanmayı ve her şeyi kendi kendilerine üretmeyi öğrendiler. Yokluk, onları daha dayanıklı, daha sert ve birbirine daha bağlı bir halk yapmıştı.

Kral Kaelen, bu dönemde halkının arasına karışan bir liderden çok, kulesine çekilmiş bir gözlemciye dönüştü. Günlerini, güneyden gelen casus raporlarını inceleyerek, haritaların üzerinde stratejiler geliştirerek geçirdi. Gözleri hep güneydeydi:

Kaelen'in stratejisi basitti: Hiçbir şey yapma. Devlerin birbirini tüketmesini bekle. Fırtına ne kadar şiddetli olursa olsun, eninde sonunda dinerdi. Skarrgard sabırlı olacaktı.

Yıllar geçti. Kaelen'in saçlarına aklar düştü, devrimin kahramanları birer birer yaşlanıp öldü. Skarrgard, dış dünyanın unuttuğu, kendi kendine yeten, sert bir kuzey krallığı haline geldi.

Ve sonra, M.S. 98 yılının kış ortasında, beklediği haber geldi. Güneyden gelen bir casus, tek bir mesaj getirdi: "Demir Kral düştü." Artık yaşlı bir adam olan Kral Kaelen, haberi aldığında harita odasındaydı. Pencereden, karla kaplı Damethia'ya baktı. Yüzünde ne bir sevinç ne de bir şaşkınlık vardı; sadece uzun bir bekleyişin sonunda gelen o sakin kabulleniş.

Uzun Kış sona ermişti. Güneyde, Zykrath'ın ölümünün yarattığı güç boşluğu ve Proje Behemoth'un kontrolü için başlayacak olan kaçınılmaz iç savaş, bir bahar değil, bir erime ve sel felaketi getirecekti. Ve Kaelen, yarım asırdır bu an için hazırladığı krallığının, eriyen buzların ardından ortaya çıkacak yeni dünyada kendi yerini almaya hazır olduğunu biliyordu. Hayatta kalan kral, oyunun yeniden başladığının farkındaydı.

Bölüm 5: Kışın Sonu (M.S. 98 - 100)

M.S. 98 yılında Zykrath'ın ölüm haberi Damethia'ya ulaştığında, Skarrgard Sarayı'nda kutlama yapılmadı. Neredeyse seksen yaşına merdiven dayamış olan Kral Kaelen, haberi aldığında sadece başını salladı. Onun için bu, bir zafer değil, bir mevsim değişikliğiydi. Yarım asırdır süren "Uzun Kış" nihayet sona ermişti ve buzların çözülme zamanı gelmişti.

Saltanatının son iki yılında Kaelen, krallığının elli yıllık izolasyon politikasını yavaş ve dikkatli bir şekilde terk etmeye başladı. Sınırlar temkinli bir şekilde yeniden açıldı, güneye casuslar değil, bu kez tüccarlar ve diplomatlar gönderildi. Amacı fetih değil, bilgi toplamaktı. Batı AserLand'de Proje Behemoth'un kontrolü için birbirine giren generaller, Teknoloji Özgürlüğü Hareketi'nin cüretkâr hamleleri ve Aseria'nın sessizce durumu kendi lehine çevirme çabaları, Kaelen'in harita odasında dikkatle incelendi.

M.S. 100 yılının ilkbaharında, Kaelen artık gücünün sonuna geldiğini hissediyordu. Tüm konseyini ve varisini topladı. Yorgun ama berrak bir sesle onlara son dersini verdi:

"Elli yıl boyunca güneydeki canavarların birbirini yemesini izledik. Onların gücü demirdendi, öfkedendi. Bu yüzden birbirlerini tükettiler. Bizim gücümüz ise sabırdan ve dayanıklılıktan geldi. Bu yüzden biz ayaktayız. Şimdi güneyde bir kaos var ve o kaosun merkezinde bir kıyamet makinesi duruyor. Sakın o demir yığınına ilk atlayan siz olmayın. Bırakın düşmanlarınız hamlelerini yapsın. Gözlemleyin, öğrenin ve doğru an geldiğinde, Skarrgard'ın çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapın. Unutmayın, kışı atlatan, bahara hükmeder."

Bu toplantıdan birkaç hafta sonra, Kral Kaelen Damethsizi yatağında huzur içinde hayata gözlerini yumdu. Ölümü, bir fırtınanın değil, sakin bir günbatımının sessizliğindeydi.

O, ne amcası Skarryion gibi devrimci bir kahraman ne de babası Eumandarg gibi dâhi bir mimar olarak anıldı. Kaelen Damethsizi, tarihçiler tarafından "Gözlemci Kral" veya "Kış Kralı" olarak yazıldı. Krallığını tarihin en tehlikeli fırtınalarından birinden, tek bir büyük savaşa girmeden, sadece sabır ve bilgelikle korumuştu. Mirası, kazanılmış zaferler değil, ayakta kalmayı başarmış, sertleşmiş ve yeni çağa eskisinden daha akıllı bir şekilde hazır olan bir Skarrgard krallığıydı.