DUNAS ZIA
Unvan:Adaletin ve Umudun Sessiz Elçisi
Doğum:M.Ö 39
AserLand Merkez
Ölüm:M.S 0 (İdam)
AserLand Merkez Sarayı
Görevi:XIX. Kral Yardımcısı (Demokrat)
Görev Süresi:7 Yıl (M.Ö 7 – 0)
Selefi:Pair Louren Comma
Halefi:Madam Maria Von Cortex
Eğitim:Ironreach Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Dunas Zia

"Adaletin ve Umudun Sessiz Elçisi" (M.Ö 39 – 0)

Dunas Zia, AserLand merkezinde, orta halli ve dürüst ailelerin yetiştirdiği bir ortamda dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren adaleti, dürüstlüğü ve insanlara yardım etme sorumluluğunu hisseden Zia, öğrenmeye karşı aç, meraklı ve nazik bir çocuk olarak yetişti. Babasının dürüst ticari yaşamından, annesinin fedakarlığından ilham alan Dunas, eğitim hayatında felsefe, hukuk ve antik diplomasi metinleriyle yoğruldu.

Gençlik yıllarında, halkın çektiği zalim vergi yükleri, acımasız ortak yönetimin haksızlıkları ve yoksulluğun yarattığı acılar ona derin yaralar açtı. Bu durum, ona insanları bir araya getirecek, sorunlara çözüm bulacak bir elçi olma arzusunu aşılamıştı.

Saray Yılları ve Diplomasi

Yeterli eğitim ve iyi huylu kişiliği nedeniyle, Dunas Zia kısa zamanda AserLand saray çevresinde güven duyulan bir isim haline geldi. Kralın yardımcısı olarak, ideallerinin aksine şiddetle çözüm arayışına inanmıyor; diyalog ve açık görüşlülükle sorunların aşılacağına inanıyordu. Zia, genç yaşına rağmen akılcı yaklaşımı, soğukkanlılığı ve empati dolu kalbiyle birçok iç ve dış krizde aracılık yaparak itibarını pekiştirdi.

Diplomasi sanatında ustalaştı; tartışmaları, atışmaları, iç çekişmeleri sakinleştirip ortak payda oluşturacak yöntemler geliştirdi. Bu süreçte, saray mektupları, gizli toplantılar ve halkla kurduğu temasa dayalı çalışmalarıyla, kendisini “adaletin ve umudun sessiz elçisi” olarak konumlandırdı.

Skarrgard Gerçeği ile Yüzleşme

Her şeyin değişmeye başlaması, Zia’ya kuzeybatı sınırındaki gerilimleri yatay olarak azaltmak için verilen görevle başladı. IV. Aserilios, Skarryion’un halkı kışkırtan yayınlarıyla müdahaleye razı olmadığı halde, aksilen diplomatik bir yol aramak isteyen yönetimin baskısı sonucu, Dunas Zia’ya elçilik görevini vermişti. Yanına ona eşlik etmesi için dört asker havale edildi ve yaklaşık 10 günlük zorlu bir yolculuğa çıktılar.

Yolculuk esnasında, görevinin ağırlığı yavaşça üzerine çöktü. Doğa, sert kış rüzgarları ve zorlu arazilerle sınırlarını belirlerken, Zia, yolda ilerleyen askerlerden gelen ihbarı alarak, ufkun ötesinde devasa siyah mermer bloklarla örülmüş, yaklaşık 4-5 metre yüksekliğinde bir sura denk geldi. Üzerinde “Skarrgard” ifadesiyle anlam yüklü bu yapının görüntüsü, Zia’nın yüreğinde derin bir sarsıntı yarattı.

Bu yapı, barışçıl diyaloğun imkânsızlığının ve gücün artık kelimelerle değil, kararlı eylemlerle tartışılacağını açıkça ortaya koyuyordu. Zia, askerlerine “Serap görme, kendine gel!” diye seslenmiş; fakat serapın ardından gelen somut, girintili mermer bloklar onun kararlılığında mutlak bir sarsıntı yaratmıştı.

İdamı ve Mirası

Görevini tamamlamak üzere merkeze dönen Dunas Zia, sarayda umduğu diplomatik çözümden çok farklı bir atmosferle karşılaştı. IV. Aserilios, Zia’nın getirdiği haberin ardından öfkeyle doluydu. Zia, suskunluğunun ve vicdanının ağırlığı altında ezilmiş olsa da, gerçekleri yönetimin önüne sergilemekten kaçınmadı. Uzun sorgulamalar ve idam tehdidi sonrasında, Zia’nın direnci kırılır kırılmaz, gözyaşları içinde saraya mektuplarını teslim etti.

Ne yazık ki, kralın merhametsiz baskısı altında, Dunas Zia’nın itibarı, idealleri ve yaşam dolu yüreği, IV. Aserilios tarafından verilen zalim bir emirle son bulduruldu. Yıllarca barışın ve adaletin sesi olmayı amaçlayan bu değerli elçi, sonunda ihanet ve kırgınlık içinde idam ettirildi.

Dunas Zia’nın ölümü, sarayın soğuk taş duvarları arasında yankılanan bir hüzün çığlığı gibi yayıldı. Kimileri Zia’yı paniğe düşen zayıf bir elçi olarak görse de, halkın gözünde o, adaletin sesi ve barış uğruna canını feda etmiş bir kahramandı.