İçeriğe geç
YENİ ALBÜMAserLand Original Soundtrack Pt.3 yayınlandı!
Parçalanmış Taç
7 dakika okuma
Bu yazıda
  1. Ironheart’tan saraya
  2. Cañón de los Aseros
  3. Sivil mühendislik ve bakanlık
  4. Korumanın kaybı
  5. Laboratuvardaki saldırı

Yazıları kütüphanene kaydetmek ve farklı cihazlarda devam etmek için hesabına giriş yap.

I. AserTechno

I. AserTechno
Unvan:Mekaniğin Dâhisi ve Teknolojinin Mimarı
Yaşamı:M.Ö. 32 – M.S. 37
Doğum yeri:Ironheart
Ölüm yeri:Teknoloji Bakanlığı Laboratuvarı, Ironheart
Ölüm nedeni:Suikast
Eğitim:Aldewood–Ironheart Ortak Teknoloji Enstitüsü
Görevi:Mekanik mühendisi ve I. Teknoloji Bakanı
Halefi:II. AserTechno

Ironheart’tan saraya

Demir işçiliği yapan bir ailede büyüyen AserTechno, küçük yaşlardan itibaren atölyedeki işlerin neden aynı yöntemlerle tekrarlandığını soruyordu. Bir ustanın bütün gün kaldırdığı çekici suyun gücüyle çalıştırmak, onun gözünde hem mekanik bir sorun hem de daha fazlasını yapabileceğinin kanıtıydı. Babasının “Demir, ateşle şekillenir; ama zihin, sadece bilgiyle keskinleşir,” sözünü hatırlayarak eğitimini sürdürdü.

Su gücüyle çalışan dövme makineleri, geliştirdiği katapult düzenekleri ve balistik çalışmaları adını Ironheart’ın dışına taşıdı. Yeteneğinin bilinmesini istiyordu. Atölyede işe yarayan bir buluşun, yönetimin kaynakları olmadan ne kadar yaygınlaşabileceğini görüyor; bu kaynaklara karar veren insanların arasında yer almayı arzuluyordu.

IV. Aserilios onu kraliyet mühendisleri arasına aldığında teklifi bu nedenle kabul etti. Silah üretimi, yönetimde güç kazanmasına açılan bir yoldu. Bunun hangi iş için kullanılacağını biliyordu; yine de kendisine verilecek yetkiyi ve büyük projelere erişimi öncelikli tuttu.

Cañón de los Aseros

Kralın isteği, surları ve yapıları yıkabilecek bir toptu. AserTechno yükleme mekanizmasını geliştirerek kırk kilogramlık gülleleri saniyede beş yüz metre hızla fırlatabilen Cañón de los Aseros’u yaptı. Başarılı denemelerden sonra aldığı nişanı ve askerî mühendislik şefliğini gururla kabul etti.

O dönemde başarısını isabet, menzil ve dayanıklılıkla ölçüyordu. Bir duvarın parçalanması, çizimindeki hesabın doğrulanmasıydı. Kuzeybatı seferinde topçu birliklerinin düzenini bizzat yönetmesi, bu güvenin devamıydı. Yalnızca bir başkasının zoruyla savaş alanına sürüklenmemişti; elde ettiği konumun sorumluluğunu üstlenerek oradaydı.

Ancak engebeli arazide ağır topları taşımak ve hareketli birliklere çevirmek zordu. Denoistos savunmayı surların dışına yaydığında silahların üstünlüğü sınırlanmıştı. AserTechno önce bu sorunu çözmeye çalıştı. Sonra top başında yaralanan askerlerle, çarpışma alanında kalan insanlarla ilgilenmek zorunda kaldı. Hesabın doğru çıkması, gördüğü zarar için bir cevap değildi.

Çatışmaların ardından bir mühendis ona yeni bir kundak çizimi gösterdi. Topun daha hızlı çevrilmesini sağlayabilirdi. AserTechno kâğıdı açtı, çizimi inceledi; düzeltmesi gereken yeri hemen gördü. Parmağını oraya götürdü, sonra elini çekti.

“Şimdi bunu yapmayacağım,” dedi.

Bu karar geçmişte yaptığı işi geri almıyordu. Kralın yenilgisi ona yön değiştirme fırsatı vermişti; o fırsatı kabul etmesini sağlayansa savaşta gördüğü insani zarardı. Silah üretirken istediği güçten bütünüyle vazgeçmedi. Fakat o gücü yeniden kazanmak için aynı işi yapmayı reddetti.

Sivil mühendislik ve bakanlık

Maria Von Cortex, yönetimi devraldıktan sonra onu Teknoloji Bakanlığına getirdi. AserTechno su yönetimi, üretim, tarım ve şehir savunması alanlarına yöneldi. İlk fabrikanın kuruluşunda çalıştı; değirmenleri ve sulama sistemlerini geliştirdi, halkın gündelik işlerini kolaylaştıracak mekanik projeler yürüttü.

Damethia Anlaşması kapsamında Skarrgard’da teknoloji enstitüsü kurma ve ortak projeler geliştirme yetkisi aldı. Daha önce krallığın düşmanına doğrultulan topları yapan adam, şimdi aynı ülkenin mühendisleriyle çalışıyordu. Bu değişim herkes için kolay kabul edilir değildi. Yeni projelerinin yararı, savaşta üstlendiği rolü kayıtlardan çıkarmıyordu.

Bakanlığındaki yetki, düşüncelerini uygulama imkânı verdi. Bununla birlikte, bilimin özgürlüğünü savunurken kendi konumunu da korumak istediğini biliyordu. Önceden saraya yaklaşarak kazandığı güç, şimdi sarayın müdahalesini sınırlamak için gerekli hale gelmişti. Bağımsızlık talebi hem kişisel deneyiminden hem de aynı araçların yeniden silaha çevrilmesi korkusundan besleniyordu.

Korumanın kaybı

Maria’nın 16 Mayıs M.S. 36’daki ölümünün ardından Batı’daki milliyetçi subaylar, teknolojinin yeniden askerî amaçlara bağlanmasını istedi. AserTechno Skarrgard’la ortak projeleri sürdürdü. Eylül M.S. 36’da Doğu hükümdarı seçilen Elena Von Cortex’in desteği ve Damethia Anlaşması’nın yükümlülükleri, Zykrath’ın doğrudan müdahalesini bir süre sınırladı.

Elena’nın Mart M.S. 37’de görevden alınması, Celestine’in aynı gün EASC’yi feshetmesiyle birlikte bu desteği zayıflattı. Batı yönetimi, Teknoloji Bakanlığının karar alanını daraltıp bütünüyle kendi denetimine almak için baskıyı artırdı. AserTechno’dan görevini bırakması veya istenen projeleri kabul etmesi talep edildi.

Bir görüşmede, yıllar önce kraliyet mühendisliğini kendi isteğiyle kabul ettiği hatırlatıldı. Buna itiraz etmedi. Silahları yapanın kendisi olduğunu reddederek bugünkü tutumunu savunamazdı.

“O zaman kabul ettim,” dedi. “Şimdi etmiyorum.”

Bu ret, yalnızca meslek onuruna dair bir söz değildi. Bakanlığını, çalışma arkadaşlarını ve hayatını tehlikeye attığını biliyordu. “Bilimin özgürlüğü olmadan ilerleme olmaz,” sözü, geçmişinde özgürce vermiş olduğu yanlış bir kararın ardından geliyordu.

Laboratuvardaki saldırı

17 Eylül M.S. 37’de, Skarrgard’la ortak yürütülen Buharlı Çok Amaçlı Teknoloji üzerinde çalışırken laboratuvarına suikastçılar girdi. Saldırganlardan biri onu omuz kemiği yakınından zehirli bir bıçakla yaraladı. Çalışma arkadaşları yetiştiğinde saldırganlar kaçmıştı.

Yanındaki mühendislerden biri ne yapabileceklerini sordu. AserTechno’nun nefesi ağırlaşıyordu. Son sözlerini ona söyledi:

“Bilim, benden sonra da yaşayacak. Bizi öldürebilirler, ama ilerlemeyi durduramazlar.”

Rejim ölümü bir laboratuvar kazası olarak açıklamaya çalıştı. Ironheart’taki mühendisler ve halk bu açıklamaya inanmadı. Elara Ventis’in öncülük ettiği protestolar kanla bastırıldı, Elara idam edildi. Yeraltına çekilen mühendisler planları ve bağlantıları koruyarak Teknoloji Özgürlüğü Hareketi’ni kurdu.

Protestoların ardından AserTechno adının unvana dönüştürülmesi yasalaştı. Bakanlığın rejimle paralel çalışacak hale getirilmesi ise onun engellemeye uğraştığı müdahaleyi gerçekleştirdi. Adı yaşarken savunduğu bağımsızlık korunamamıştı.

Ölüm günü olan 17 Eylül, zamanla Teknoloji Özgürlüğü Günü olarak anıldı; Skarrgard da bu günü benimsedi. Adına akademiler kuruldu. Onu hatırlayanlar sivil projelerini ve öldürülmesini öne çıkardı. Yaptığı toplar da aynı hayatın parçasıydı. Bilimi barışa yöneltme kararı, ancak o silahları isteyerek üretmiş olduğu unutulmadığında bütün anlamını taşıyordu.

"Mühendisi öldürebilirsiniz ama buharın yükselişini durduramazsınız. Laboratuvarımın zeminine dökülen kan, çarkların dönmesini engellemeyecek; aksine, her bir dişli artık özgürlüğün ve bilimin ritmiyle dönecek. 'AserTechno' bir isim değil, geleceğe vurulmuş bir mühürdür."

- I. AserTechno